MERSİN SUSUYOR, ŞEHİR KAYBEDİYOR
Mersin, yıllardır plansız imarın, dar yolların, yetersiz altyapının ve günü kurtaran belediyecilik anlayışının ağır bedelini ödüyor.
Sabah ve akşam saatlerinde yollar kilitleniyor. İnsanlar işe gitmekte, evine dönmekte, çocuğunu okula yetiştirmekte, günlük işini görmekte büyük sıkıntılar yaşıyor.
Bazı yolların yapısına bakıyorsunuz
akıl, mühendislik ve şehircilik mantığı arıyorsunuz ama bulamıyorsunuz. “S” şeklinde kıvrımlı dar kullanışsız ve ihtiyaca cevap vermeyen Mersin dışında benzeri olmayan yollar görüyoruz.
Sapasağlam kaldırımlar her dönem sökülüp yeniden yapılıyor. Basit tamiratlarla çözülebilecek işler için milyonlarca liralık kamu kaynağı harcanıyor. Vatandaşın parası, sanki sahipsizmiş gibi tekrar tekrar aynı işlere gömülüyor.
Kaldırımlar gerçekten ihtiyaçtan dolayı mı sökülüyor, yoksa bazı çevreler için sürekli bir rant kapısı mı oluşturuluyor?
Kaldırım rantı, peyzaj gösterişi ve günübirlik işler yüzünden Mersin’in gerçek sorunları yıllardır çözülemiyor. Oysa bu şehrin ihtiyacı vitrin projeleri değil ,akılcı, kalıcı, şeffaf ve denetlenebilir hizmetlerdir.
Mersin’in en kıymetli noktalarındaki parkların, yeşil alanların ve kamu arazilerinin, imar düzenlemeleri, plan değişiklikleri veya değiş-tokuş kararlarıyla değersiz yerlerle takas edilmesi kamu yararı açısından ciddi şekilde sorgulanmalıdır.
Belediye Başkanlığı sayesinde sermaye sahibi olan Bazı Eski Belediye Başkanları yüksek katlı binalarından kahvelerini içip çarpık kentleşmeyi keyifle seyrediyor.
Kaybeden / bu şehrin geleceğidir.
Kaybeden / bu şehirde yaşayan vatandaşın hakkıdır.
Daha da acı olan ise tüm bu tablo karşısında yeterince güçlü bir sesin yükselmemesidir.
Mersin’in trafiği kilitlenirken, kaldırımları tekrar tekrar sökülürken, parkları ve kamu arazileri tartışmalı kararlarla el değiştirirken, şartnameler mevzuata aykırı hazırlanırken ve kamu zararı oluşurken bu şehrin geleceği heba edilirken herkes neden susuyor?
SİYASİ PARTİLER, BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ, MESLEK ODALARI, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI, BASIN VE ŞEHRİN ÖNDE GELEN İŞ İNSANLARI BU GİDİŞATA KARŞI NEDEN DAHA GÜR BİR SES ÇIKARMIYOR?
Bu sessizlik, yapılan yanlışlar kadar düşündürücüdür.
Ama ne yazık ki sahip çıkması gerekenler görevini yeterince yapmamaktadır.
Demedi Demeyin.
Şevket Demir



